‘Genel’ Kategorisiyle ilgili Arşiv

Ayakta alkışlıyorum..

Perşembe, 3 Haziran 2010

Her hafta sonu İstanbul’ dan Mustafakemalpaşa’ ya gidip/geliyorum. Otobüs firmalarında yaşanılan sıkıntılar malum. Bende bunu bildiğim için biraz daha fazla ücret ödeyerek daha köklü yılların tecrübesi olduğuna inandığım Kamil Koç firmasını tercih ediyordum. Ediyordum diyorum çünkü yakın zamanda başıma gelen bir olay bana şunu hatırlattı önemli olan başarılı olmak kadar başarının sürekliliğini sağlamak… Şimdi size olayı anlatıcam. Okuduğunuzda hiç bu kadar saçmalığı bir arada görmediğinizden emin olabilirsiniz..

22.05.2010 tarihinde saat 19:30 da İstanbul/Ataşehir – Mustafakemalpaşa’ ya hareket edecek olan Kamil Koç firmasına ait rahat hat otobüsüne 7 numaralı koltuğa İçerenköy yazıhanesinden bilet aldım. Ataşehir terminaline gitmek için servis kullanmak istediğimi belirttim. Bunun üzerine yazıhane görevlisi servis saatinin 19:15 olduğunu söyledi. (daha fazla…)

Bildiklerimizi unutmak bu kadar kolay mı?

Salı, 9 Şubat 2010

Geçtiğimiz yıllarda Ülkemizin en büyük sıkıntılarından biri kuraklıktı. Aslında bu yalnızca Ülkemizin değil bir çok ülkenin sorunuydu. Barajlarımızdaki su seviyeleri normal seviyelerin 20 kat fazlasına kadar düşmüş ve çiftçilerin mahsüllerini yetiştirmesinde büyük sıkıntılar yaşanmıştı. Hava sıcaklıkları 40 derecenin üzerine çıkmıştı. Sıcaklardan bunalmıştık.

Oysa daha ilkokulda öğreniyoruz buharlaşmanın ne olduğunu. Peki bu kadar çok su sıkıntısı çektiğimiz günleri bu kadar çabuk mu unuttuk? Suyun değerini belkide daha yeni yeni anlıyorduk. Bilmemize rağmen! Petrol ve diğer doğal kaynaklardan daha değerli olduğunu benimsemiştik. Biz canlılar için bu kadar değerli bir şeyi elimizde tutmak için ne yaptık? Hiç bir şey! Küresel ısınma koyduk adını. Sebeplerini kendimizde aramadık. Belkide yüzlerce haber, belgeseller izledik. Her yerde adını duyar olduk.

Bulutlar doydu ve yükünü boşaltıyor dedik. Ülkemizde yüzlerce aile maddi zarar gördü. Daha acı boyutu yakınlarını kaybedenler, canını kaybeden insanlarlar oldu.

Şimdi size ve kendime şu soruyu sormadan geçemeyeceğim. Gerçek kuraklık bu değilmidir?

Bildiğimiz her şeyi neden bu kadar çabuk unutur olduk. Yada işimize öyle geldiği için umursamaz olduk. Varlığımızı yok sayan, bizi umursamayan biri olduğunda onu cezalandırmak için bir çok yol ararız. Peki Doğa bize ne ceza verecek bunu biliyor muyuz?

Bende dahil olmak üzere bir çoğumuz kulaklıklarını takmış dünyayı umursamadan yaşamaya çalışıyoruz.

Hala geç kalmış sayılmayız. İnsanlık için, doğada yaşayan canlılar için, bu muhteşem ahenkin bozulmaması için elimizden ne geliyorsa yapalım. Önce bildiklerimizi hatırlamaktan başlayabiliriz.

Ne gönderdiğimize ve kim ile gönderdiğimize daha dikkat etmeliyiz..

Cuma, 5 Şubat 2010

MNG Kargo

29.01.2009 Cuma günü  saat 15:00 da Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinden Kadıköy/İstanbul’ a, adıma gönderilmek üzere MNG Kargo’ ya verilen evraklarım. Cumartesi günü elime ulaşması gerekliydi. Fakat cumartesi günü elime ulaşmayınca pazartesi sabahı gelir diye düşündüm. Pazartesi sabahı gelen bir telefonla adres bilgilerim tekrar istendi ve en geç 1 saat içerisinde kargomun elime ulaşacağı söylenildi. Akşam işyerindeki mesaimin bitimi yaklaşınca bende bulunduğum yere en yakın MNG Kargonun Acıbadem şubesini aradım. Şube görevlisi ellerine böyle bir kargonun ulaşmadığını söyleyince kafamda soru işaretleri oluştu.

Hemen genel merkezlerini aradım. Görüştüğüm bayan ilk olarak kargonun teslim edilmiş olduğunu söyledi. İsmime gönderilmiş bir paket nasıl olurda bir başkasına teslim edilir sorusunu sorduğumda bir saniye beklermisiniz denildi. Daha sonrasında benden bulunduğum yer istenildi ve Acıbadem şubesinin telefon numarası verilmeye kalkıldı. İlk olarak orasını aradığımı söyleyince bu defa benden telefon numaram istenildi. Verdim ve beklemeye başladım. Yaklaşık 1,5 saat sonra bir cep numarasından ilk olarak 2 defa çağrı yapıldı. Tahmin ettim MNG kargodan arıyorlar diye. Çok kızmıştım fakat kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Neyse lutfedip aradılar. Arayan beyfendi kargonuz adresinize bir kaç defa geldi fakat size ulaşamadık dedi. Oysa şirket olarak çalıştığımız MNG sürekli olarak evrak gönderdiğimiz bir firma.

Niçin bu kadar hiddetlendiğime gelince;

Adıma gönderilen evraklardan biri ikametgah ve süreli bir evrak. Bu kadar bekledikten ve teslim edildiği söylenilmişken siz olasanız ne düşünürsünüz. Sizce kredi kartı yada benzeri her hangi bir yerde kullanılmış olabilir mi?

Bu yüzden Kurumsal bir firma olduğunu bildiğimiz MNG Kargonun müşteri hizmetlerine eve geldiğim gibi bir e-posta gönderdim. Salı sabahı iş yerine gittiğimde kargo gelmiş ve bana teslim edilmesi gerekirken işyerinde bulunan başka bir arkadaşa teslim edilmiş.

Bu kargo elime nasıl ulaştı? Aradığı için mi? E-posta gönderdiğim için mi? Hiç biri. Yalnızca gelişi güzel bir şekilde elime ulaştı.

Resmi yazışmalarda başvurunuza 3 gün içerisinde bir cevap yazılır. Şuan 05.02.2010 saat 00:35. Fakat MNG Kargodan gelen bir cevap yok. Bugüne kadar hiç bu kadar ciddiyetsiz kurumsal firma görmedim. Gönderdiğimiz evrak yada farklı bir şey olabilir. Gönderilerimiz gönderdiğimiz kişiler bizim için ne kadar önemli olduğu tartışılmaz bi gerçek. Bu yüzden sizlerle bunu paylaşmak istedim. Eğer bir kargo gönderisiniz varsa kesinlikle bunu MNG Kargo’ ya teslim etmeyin!

Değerli olan kadar, değer bilende çok önemli..

Pazartesi, 1 Şubat 2010

Kişisel gelişme verdiğim önem tartışılmaz. Her zaman öğrenmeye kendimi açık tuttum. İlkokul öğretmenim Nurten KÜÇÜKTÖMBEKECİ bana daha o yaşlarda farklı olmanın yararlarından ve okumanın ne kadar önemli olduğundan bahsederdi. Kendisini Saygı ve Sevgi ile anıyorum. Sayesinde hayatım boyunca hiç zorluk yaşamadım. Yaşadığım zorluklarda bana her defasında kolaylıklar sundu.

Dün Sayın Mehmet DEĞİRMENCİ’ye ulaşmak isteyen bir bayan bloğumu ziyaret etmiş ve okuduğu bir yazım için bana e-posta göndermiş. Bunu sizinle paylaşmak istememim sebebi. Değerli olan insanlar kadar değer bilen insanlarında olmasını bilmek çok güzel. Bu yüzden Sayın yazar Mehmet Değirmenci’ye ulaşabileceğimiz bir telefon bir e-posta adresini benimle paylaşmanızı rica ediyorum. İnanın bu iki insanı bir birleriyle buluşturmanız belki bugüne kadar yapmış olduğumuz doğrular içerisinde en kıdemli yerini alacaktır.

Şimdiden yardımlarınız için çok teşekkür ederim.

Konuşmayan daha değerli..

Cuma, 22 Ocak 2010

Akşam işyerinden çıktım ve otobüse bindim. Her zaman ki gibi malum otobüs kalabalık, trafik yoğun. Hemen otobüsün bir köşesine çekildim. Kulaklıklarımı taktım ve Power Fm’de bay J dinlemeye başladım. Bazen program içerisinde aynı şeyleri bir kaç defa tekrarlamasına rağmen programın genel akışı oldukça keyifli. O an dinlediğimde bir haber okuyor.

ABD’de Las Vegas’ta düzenlenen erotik fuarında ilk kadın robot Roxxxy tanıtıldı. Robotun tasarımcısı mühendis Douglas Hines, Roxxxy’nin gerçek insan boyutlarına sahip olduğunu, sentetik bir derisi olan robotun bir kişiliğe sahip olduğu, karşısındaki duyduğunu ve dinlediğini anlattı. Şişme kadın devri sona erdi yorumu yapıldı. Konuşabilen robotun kendisine dokunulduğunda hissettiğini, uyuduğunu da belirten Hines, 1,73 boyunda 54 kilo olan Roxxy’nin 5 farklı karakterde satışa sunulduğunu sözlerine ekledi. Roxxxy 7500$ ila 10000$ arasında değişen fiyatlarla satışa sunuldu.

İşte tam bu arada Bay J yapacağını yaptı. 5 farklı model içinde bizi ilgilendiren modeller Angelina Julie, Beyonce vb. kadın modelleri neden yok. 7500$ olan çok özellikli. Konuşabiliyor, anlayabiliyor, hissediyor ve uyuyor. 10.000 $ olanda ise bir tek özellik eksik konuşamıyor. Dedi ve ben orada koptum.

İlk önce nerede olduğumu biran için unuttum fakat aklıma geldiğinde iş işten çok geçmişti. Herkes bana bakıp gülüyordu. Bu daha da çok hoşuma gitti ve bende gülmeye devam ettim. Başkalarının yargıları olmadan yaşamak çok güzel. Siyahlarla beyazları aynı anda yıkamak gibi. Tavsiye ederim. :)

Tabiiki haberin devamında erkek robotunda çok yakında satışa sunulacağını yazıyor.

Pazar sabahı..

Pazar, 10 Ocak 2010

Yapacak acil bir işim olmamasına rağman bu güzel hafta sonu pazarında sabah 08:00 da uyandım.

Güzel bir duş alıp sersemsemliğimi üzerimden attıktan sonra. Çay suyunu koydum kahvaltımı hazırladım.. Ama eksik olan bir şey vardı! Fırına giderek yeni çıkmış sıcacık ekmek aldım. Oradan gazete bayine. Sonrada eve geldim.Pazar sabahı klasikleri müziğimi açtım.

Huzurlu sessiz sakin muhteşem bir kahvaltı oldu benim için. Uzun zamandır böylesine güzel bir kahvaltı yapmamıştım.

Şimdi önümde uzun bir gün var. İstediğim herşeyi yapabilirim :)