‘Günce’ Kategorisiyle ilgili Arşiv

+359′la başlayan numaralardan gelen çağrılar;

Pazar, 30 Ocak 2011

+359 Bulgaristan alan kodudur. Bu numaralardan sık sık cevapsız çağrılar aldığım gibi yakın zamanda arkadaşlarımdan da duymaya başladım. Tanımadığım numarayı geri aramayı bırakın, arandığımda cevap bile vermem ama bu konu beni kuşkulandırdı. Biraz araştırma yaptığımda işin iç yüzünü öğrendim. Bu numaradan arayanlar genellikle bayanlar.
Örnek: +359876644510 böyle bir numaradan size çağrı geliyor. Arıyorsunuz karşınızda bir bayan. Fakat bu bayan sizinle konuşmaya başlayana kadar en az bir on saniye geçiyor. Sonrasında telefonu açan bayan size sıkıntıları anlatmaya başlıyor. Sizden iş ve hatta evlilik talebinde bulunuyor. Aslı var mıdır o kadar ayrıntısını bilmiyorum :)
Size tavsiyem ay sonundaki telefon faturanızın kabarık olmasını istemiyorsanız ve eğer telefon numarasını tanımıyorsanız geri dönüş yapmayınız!..

Herşey çok güzel..

Çarşamba, 6 Ekim 2010

Kabul ediyorum. Evet bu yazımı yazmakta biraz geç kalmış olabilirim. Ama geçerli mazeretlerim var. Artık ben bekar bir erkek olma vasfından çıkmış evli bir erkeğim. 06 ağustos 2010 tarihinde Gülnihal mustakbel eşim oldu. O gün o kadar mutluydum ki hayatımın en mutlu günü diye bilirim. Öncelikle ailelerimize, dost ve akrabalarımıza bizi bu mutlu günümüzde yalnız bırakmadıkları için ne kadar teşekkür etsek azdır. Düğün törenimizde başta Özkocaman spor tesislerinin sahibi Ömer bey ve personeline ve diğer emeği geçen herkese tek tek çok teşekkür ederiz. Gerçekten düğünümüz çok harika oldu.
Düğünümüzün hemen ardından bir haftalık balayı tatilimiz için Ayvalık Sarımsaklı’ da bulunan Club Mare hotel’ i tercih ettik. Gerçekten doğru tercih yapmışız balayımızda çok güzeldi. Başta Club Mare hotelin sahibi Murat bey olmak üzere personelinede çok teşekkür ederiz.
Balayı dönüşümüzün hemen ardından yeni bir hayat ve yeni bir evimiz olsun istedik ve evimizi taşıdık. Bu konuda da ailelerimiz bizi yalnız bırakmadı. Onların yardımıyla evimizi çok hızlı bir şekilde tuttuk ve döşedik. Ufak tefek eksiklerimiz kaldı tabii ki fakat her geçen gün tamamlanıyor olsada evin eksikleri bitmiyor.
Derken araya referandum oylaması girdi. Mustafakemalpaşa’ ya giderek oyumuzu kullandık ve hayırlı olamasını diledik.
Mustafakemalpaşa dönüşünde hemen hiç vakit kaybetmeden iş görüşmemi tamamladım. Şuan Pelit pastanelerinin Kozyatağındaki Kozzy alışveriş merkezindeki şubede işe başladım.
Çok geçmeden bu kadar güzel giden olayların ardından mutlu bir haber daha aldık ve eşimin hamile olduğunu öğrendik. Artık bende bir baba adayı oldum. Herşey o kadar güzel yaşanıyor ki hayatımdan ( Gülnihal) çok memnunum. Allah herkese böyle bir eş böyle bir aile böyle mutluluklar nasip etsin.

Beklemek ne garip şey anne..

Pazar, 27 Haziran 2010

Yaklaşık 1 haftadır Ankara’da bulunuyorum. Buraya gelme nedenim annemin sağlık probleminin olmasıydı. Bağırsak zarlarının yırtılması sonucu bağırsaklar dışarıya çıkmış. Bir nevi fıtık gibi bir şey. Bu yüzden annemin ameliyat olması gerekliydi. 23.06.2010 tarihinde Keçiören Eğitim ve Araştırma hastanesinden ameliyat için gün alındı. 22.06.2010 salı günü yatışını yaptık. Yatış yaparken hayatımdaki en zor imzalardan birini attım. Annem ameliyat olacak ve doğa bilecek her türlü ihtimale karşılık atmış olduğum bir imzaydı bu. Kendimi o kadar çok kötü hissettim ki bunu sizlere anlatamam. Allah düşmanımın başına vermesin.
Ameliyat saati geldiğinde annemi hazırladılar ve ameliyat odasına götürdüler. Gittiğinde saat 14:30′du stres dolu bir bekleyişin ardından saat:15:50 de annemi odasına getirmişlerdi fakat ameliyat tansiyonunun yükselmesi nedeniyle yapılamamıştı.
Doktoruyla görüştüm ve 24 saat müşade altında tutulacağını söyledi. Aksi bir durum oluşmazsa 25.06.2020 cuma günü ameliyatı gerçekleşecek denildi. Stres ve korku dolu 2 gün daha. Neyseki yalnız değildim. Nişanlım, annesi, ablam, eniştem ve babam her zaman benim ve annemin yanındaydılar. Kuzenim Nagihan ve eşi Cafer’de telefonla beni arayarak yanımda olduklarını gösterdiler. Hepsine ayrı ayrı minnettarım.
İkinci defa ameliyat saati geldiğinde. Herşey benim için çok daha zordu. Çünkü annemin yanında tek başıma kalmak zorundaydım. Herşey hazırlandı ve annem ameliyat odasına alındı. Ameliyathane kapısı önünde beklediğim her saniye hiç geçmiyormuş gibiydi. Bir buçuk saatlik bekleyişin ardından kapı açıldı ve annem sedye içinde bada doğru geliyordu. Dikkatli baktığımda annemin yüzünde acı ifadesinden çok moral bozukluğu görünüyordu. Meğer tansiyonu yeniden yükseldiği için anestezi yapılamadığı için ameliyat olamamıştı.
Annemi odasına getirdikten sonra ben doktorunun yanına gittim ve konuştum. Doktorunu dinledikçe aslında bunun bir oğulun annesini beklemekten çok öte birşey olduğunu öğrendim. Tansiyon hastalarının ameliyat olabilmeleri için. en az iki saat öncesinden özel bir odaya alınarak. sakileştirilmesi ve uyutulması gerekiyormuş. Bu imkanlarda Türkiye’de her hastanede hatta çok nadir hastelerde bulunuyormuş. Böyle olmasından dolayı bir çok hasta ameliyat olmadan geri geliyor ve bağzılarıda ameliyat esnasında beyin kanaması geçiriyormuş. Buda binlerce anne ve oğul demek.

Nişan Törenimiz..

Perşembe, 13 Mayıs 2010

Evet arkadaşlar artık şaşırmayı bırakmanız gerekiyor. Tamam kabul ediyorum. Benim gibi birinin bu kadar kısa bir sürede evlenmeye karar vermesi beni de çok şaşırttı. Ama inanın kısmet olduğunda hiç bir şey anlamadan herşey o kadar hızlı heyecanlı bir şekilde ilerliyor ki tüm bu şaşkınlığınızı üzerinizden alıp büyük bir mutluluğun içine bırakıyor.

Ben gerçekten çok şanslıyım. Gülnihal’ le tanışmam ve onunla evlenmeye verdiğim karar hayatımda verdiğim en doğru karar olduğunu düşünüyorum. Bunun üzerine sözümüzün ardından zamanı ve zamanı uzatmadan nişanımızı yapalım istedik. 8 Mayıs 2010 cumartesi akşamı nişanımızı yaptık. Hatta tören esnasında o kadar mutluluk duydum ki ağlamamak için kendimi zor tuttum. Allah bu mutluluğumuzu hiç bir zaman bozmasın. Darısı evlenmeyi düşünen tüm dostların başına.

6 Ağustos 2010 Cuma akşamı Mustafakemalpaşa Özkocaman Spor Tesislerinde yapacağımız düğünde sizleride aramızda görmek ve mutluluğumuzu paylaşmak bizi onurlandıracaktır. Sevgilerimizle…

Sözlendim…

Perşembe, 13 Mayıs 2010

06 Mart 2010 cumartesi akşamı ailemle birlikte Gülnihal ‘i babasından istemeye gittik. O kadar heyecanlıydım ki; içeriye girdiğimde ne yapacağımı şaşırdım.

Büyüklerin elini öptükten ve herkesle selamlaştıktan sonra başka bir odaya geçtim. Odaya bir süre sonra Gülnihal geldi. Onu karşımda gördüğümde büyük bir rahatlık düştü içime.

İçeride havadan sudan muhabbetlerin ardından söz istemeye geldiğinde artık resmen evliliğe giden ilk adımızı atmış olduk.

Sıra kahve faslına gelmişti. Tuzlu kahveyi içmek için sabırsızlanıyordum. Gülnihal son olarak kahveyi bana getirdiğinde tepsinin içinde iki tane kahve vardı. Bunlardan biri tuzlu diğeri ise normal kahveydi. Normal olanın üzerinde çok ince düşünülmüş bir detay vardı. Kahvenin köpüğünün üzerine bir kalp resmi yapılmıştı. O an Gülnihal’ in yüzüne baktığımda her türlü ihtimale karşılık tuzlu kahveyi içmemem için beni uyarması çok daha büyük bir incelikti aslında. (Canım benim)

Kahveler içildikten sonra sırada yüzüklerimizin takılması vardı. Bu görev için ailenin en yaşlı delikanlısı babam sahneye çıktı ve yüzüklerimizi taktı. Arkasından Refik babamın söz duasını Türkçe okuması ise çok anlamlıydı. Böylelikle sözümüz kesildi. O kadar mutlu ve huzurluyum ki evlenmeye karar veremeyenlere şiddetle tavsiye ederim.

Gözler görür,konuşamaz ben..

Cuma, 19 Şubat 2010

Tam 7 yıl önce bir insanı öyle derin sevmiştim ki, izlerini daha yeni yeni kaybediyorum. Unuttum demiyorum. Çünkü unutmam için ondan daha fazla sevebileceğim birinin karşıma çıkması gerekiyor. Çivi çiviyi söker misali karşılaştırması değil bahsettiğim. Eğer bu şekilde düşünmüş olsaydım bu zaman sürecinde hayatıma bir çok kadın girerebilirdi. Benim istediğim ise çok değil yalnızca tek bir kadın. Aç olduğum bir duygumdan bahsediyorum.

Kabullenmemin zor olduğunu düşündüğüm aslında benim hayatımdaki en büyük gerçeklerden biriymiş. Ve en kolay kabullenebilecek bir gerçek. Sonunda bitti. Hayatıma yön verme kararını aldım. Aldığım bu karar arkasından bir karar daha almam gerektiği çıktı karşıma. Aslında bugüne kadar hiç almadığım bir karar. Düşündüğümde beni gerçekten çok heyecanlandırdı. Bir başka insanla ortak kararlar alma fikri ilk olarak sorular uyandırsada cevaplarını keşfettikçe muhteşem bir rüyaya bürünüyor.

Bir an önce hayatımda bir insana yer vermek istiyorum. Başımı ayak parmaklarıma bakmaktan kaldırıp ufka bakmaya başladım. Gerçekten çok güzel kadınlar var. İsteyerek kadınların kendi aralarında geçen sohbetlere kulak misafiri oluyorum bir çok yerde. Mutlu olan çiftlere bakıyorum. Arayış içindeyim. Kimi zaman göz göze geldiğim kadınlar oluyor. Çekingenlik boyutu mu desem adına? Tutuk kalmak mı? Utangaçlık mı?

Kadınların dilinden duygularından çok iyi anlayan biri olmama rağmen neden bu kadar arka planda kalıyor. Ve karşımdaki insana istediğini veremiyorum diye düşünüyor bu soruyu defalarca kendime soruyorum.

Aslında istedikleri çok basit. Samimi mesafeli bir merhaba ile başlaya bilir herşey. Saygı temel kaynak. Gerçek bir ilgi, bunaltıcı olmayan. O kadar çok yalnız bırakıyoruz ki onları sonunda yalnız kaldığımızın farkına varıp bir çok defa onları suçluyoruz. Doğru kadın yok. Doğru ilişki olduğuna inanıyorum. Bir ilişkiye başlamanın en sağlıklı yoluda iyi bir iletişim sağlamaktan geçiyor.

Bir erkek bir kadın ile birlikte olmaya başladığında özellikle bu kadınla iyi anlaşıyorsa kendine daha bir özen gösteriyor. Oysa kadınlar bunu her zaman yapıyor. Sizce başka bir kadından daha güzel görünmek ona hava atmak için mi. Kesinlikle buna katılmıyorum. Kadınlar gerçek ilgiye saygıya ulaşmak için bunu yapıyor diye düşünüyorum.

Ben niçin aynı özeni kendime göstermiyorum. Kendime olan saygısızlığımdan olabilir mi? Gördüğüm güzel bir kadının yanına sokulma cesaretini niçin gösteremiyorum? Kıyafetlerimden dolayı mı, saçımı taramadığımdan yada alacağım tepkiden korktuğum için mi?

Ben keşfetmek değil, keşfedilmek istiyorum. İstanbul gibi..