‘Günce’ Kategorisiyle ilgili Arşiv

Geleceğe yolculuk..

Perşembe, 11 Şubat 2010

Bugün çalıştığım şirkete ait bir aracın üzerine haciz olmadığına dair Kadıköy Trafik Müdürlüğü ‘nden yazı almak için Bostancı’ ya gittim. İşlerimi hallettikten sonra işyerine dönmek için Bağdat Caddesi’ nden Kadıköy İETT otobüsüne bindim.

Otobüste karşılaştığım manzara beni çok etkiledi. Otobüsün içerisinde yalnızca bir kaç koltuk boştu. Yolcuların yaş ortalamaları 55 – 75 yaş arasıydı. Birbirinden şık giyinmiş hanfendiler ve beyfendilerden oluşan bu yolcu grubunun beni daha da çok etkiliyen yönü, bir çok kişinin birbirlerine selam vermeleri ve hoş bir sohbet içerisinde yolculuk yapmalarıydı. Kadıköy’ e gele kadarda ayakta yolculuk yapan hiç kimse yoktu.

Gerçek İstanbul hanfendileri ve beyfendileri dedikleri bu olsa gerek. İster istemez onların arasında olduğumu düşünmeye başladım. Acaba yaşlandığımda bu insanların arasında yer alabilecek miydim? Böyle bir şeyi gerçekten çok isterim. Yaşladığımda özel şöfor ile yolculuk yapmaktansa, tevazzu sahibi, mütevazı, şık giyimli insanlar arasında yolculuk yapmak ve toplumdan kopmadan yaşamak çok güzel bir duygu olduğunu düşünüyorum. Gerçekten bugün yaşadığım bu yolculuk benim gelecekle ilgili düşüncelerimi çok etkiledi.

Çarkıfelek..

Salı, 2 Şubat 2010

Hani işlerimiz biraz ters gitse, bizi üzen olaylarla karşılaşsak her zaman şu cümleyi kullanmazmıyız. Bu felek bize ne zaman gülecek.

Son yıllarda ben bu soruyu kendime hiç sormaz oldum. Hayatı kendi akışı içerisinde yaşamaya başladım. Ne zaman ki yeniden düşünmeye olumlu isteklerde bulunmaya başladım. Her zaman yüzüm güldü. Şimdilerde kendime ne kadar salakmışım demekten kendimi alı koyamıyorum.

Çekingenlik, sessizlik içerisinde sürdürdüğüm hayatın aslında benim hayatım olmadığının farkına vardım. İstediklerim her zaman içimde bir sır gibi saklı kaldı. Düşündüğümde bunun ne bana ne çevreme nede Ülkeme faydası vardı. Bir yerlerden başlama zamanım çoktan gelmişti. Şimdilerde insanların benim hakkımda ne düşüneceğini hiç umursamadan bildiğim herşeyi paylaşıyorum.

Sonunda çarkıfeleği kendime çevirmeyi başardım sanırım. Bir çok güzel insanla tanışmaya başladım. Paylaşılanlarda kesinlikle bir sınırlama yok. Çünkü hayatımdaki doğru yada yanlışların gün ışına çıkıp bizi biz yapması gerekli olduğuna inanıyorum. Topluma daha faydalı bir birey olmak için bu şart.

Bu gün çok mutluyum. İnanıyorum ki yarın hayat bana daha büyük mutluluklar verecek. Tabii ki sizede.

Bu defa kararlıyım..

Çarşamba, 27 Ocak 2010

Her memleketin farklı gelenek ve görenekleri olduğu kesin. Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesi doğumluyum. Bizim memlekette 80′li yıllarda sünnet olacak çocuğun eline;

Sünnet olup erkek olucaksın. Al bakalım şunu eline. Oooo sen tam erkek oldun yaa. Deyip sigarayı tutuşturu verirlerdi. İşte benim sünnetimde de aynen bu gelenek değişmedi. Elime tutuşturulan o sigarayı bu kadar yıl geçmesine rağmen bir türlü elimden bırakamadım.

Hatta ilk annem fark ettiğinde çok kızmıştı. Baba’na söyleyeceğim dedi ve ben çok korkmuştum. Buna rağmen vazgeçmedim. Soğuk kış akşamlarında dışarıya çıkmak zor geliyordu. Bu yüzden en uygun yer tuvaletti. Bir akşam babam’a yakalandım. Çık dışarıya çabuk dedi. Sigarayı söndürme, madem ki içiyorsun gir içeriye içeride iç. Benden saklı hiç birşey yapmanı istemiyorum dedi. Ben şaşırdım kaldım. İçeriye girdikten sonrada babamın sigara üzerine nasihatlarını dinlemek zorunda kalacağımı düşünürken. Babam’ın ağzından yanlızca şu cümle döküldü. Sigara içmek sağlık açısından çok tehlikeli. İçmezsen daha doğru bir karar vermiş olursun dedi. Ve hala aynı cümleyi tekrarlıyor.

Şuan babam’ın bana ne demek istediğini çok iyi anlıyorum. Kesinlikle sigarayı bırakmalayım. Evet aklıma gelipte bunu bir çok defa tekrarladım fakat bu defa kararlıyım. Sigarayı bırakacağım.

Konuşmayan daha değerli..

Cuma, 22 Ocak 2010

Akşam işyerinden çıktım ve otobüse bindim. Her zaman ki gibi malum otobüs kalabalık, trafik yoğun. Hemen otobüsün bir köşesine çekildim. Kulaklıklarımı taktım ve Power Fm’de bay J dinlemeye başladım. Bazen program içerisinde aynı şeyleri bir kaç defa tekrarlamasına rağmen programın genel akışı oldukça keyifli. O an dinlediğimde bir haber okuyor.

ABD’de Las Vegas’ta düzenlenen erotik fuarında ilk kadın robot Roxxxy tanıtıldı. Robotun tasarımcısı mühendis Douglas Hines, Roxxxy’nin gerçek insan boyutlarına sahip olduğunu, sentetik bir derisi olan robotun bir kişiliğe sahip olduğu, karşısındaki duyduğunu ve dinlediğini anlattı. Şişme kadın devri sona erdi yorumu yapıldı. Konuşabilen robotun kendisine dokunulduğunda hissettiğini, uyuduğunu da belirten Hines, 1,73 boyunda 54 kilo olan Roxxy’nin 5 farklı karakterde satışa sunulduğunu sözlerine ekledi. Roxxxy 7500$ ila 10000$ arasında değişen fiyatlarla satışa sunuldu.

İşte tam bu arada Bay J yapacağını yaptı. 5 farklı model içinde bizi ilgilendiren modeller Angelina Julie, Beyonce vb. kadın modelleri neden yok. 7500$ olan çok özellikli. Konuşabiliyor, anlayabiliyor, hissediyor ve uyuyor. 10.000 $ olanda ise bir tek özellik eksik konuşamıyor. Dedi ve ben orada koptum.

İlk önce nerede olduğumu biran için unuttum fakat aklıma geldiğinde iş işten çok geçmişti. Herkes bana bakıp gülüyordu. Bu daha da çok hoşuma gitti ve bende gülmeye devam ettim. Başkalarının yargıları olmadan yaşamak çok güzel. Siyahlarla beyazları aynı anda yıkamak gibi. Tavsiye ederim. :)

Tabiiki haberin devamında erkek robotunda çok yakında satışa sunulacağını yazıyor.

Çok üzüldüm :(

Pazartesi, 18 Ocak 2010

Bugün işyerinde ki yoğunluktan bir ara bunaldım ve feedime bunu yazmak istedim. Friendfeed hesabı açtım ve tam sayfa açıldığında sevgili dostum Deniz’in feedinde hastadeyiz yazıyor. Bloguna yazının devamını okumak için gittim. Okuduğumunda annesinin (annemizin) düşerek bileğini kırdığı yazıyordu. O kadar tatlı bir insan ki içim birden acayip derecede burkuldu..

Allah acil şifalar vermesi için dua etmekten başka elimden gelen birşey yok.Bir diğer üzüntümde şu;

Deniz çok sabırlı, güçlü, iyi niyetli  bir insan fakat şanssızlıklar bir türlü peşini bırakmıyor. Umarım bu kara bulutlar biran önce dağılır. Deniz gerçek mutluluklara, huzura kavuşur. O bunu fazlasıyla hak ediyor..

Eğitim zayiatı..

Çarşamba, 13 Ocak 2010

Eğitim konusunda gerçekten hiç şansım yok. 1994 – 1995 döneminde lise öğrenimime başladığım ilk yıl gözlerimden tedavi gördüğüm için 90 günlük bir rapor verilmişti. Fakat okul döneminin 3/1 lik bölümünü aştığı için devamsızlıktan kalmıştım. Aynı yıl Milli Eğitim Bakanlığı 2 yıl üst üste kalan öğrencinin örgün eğitim hakkını bitiren bir kanun çıkartmıştı. 3 yıllık lise eğitimi dönemimde bir daha ne olursa olsun sınıfta kalmamalıydım.

Şanssızlık bu ya 2. yılımda motorsikletle yaşadığım bir trafik kazası sonucu sol ayağımın topukta bulunan 2 büyüme çağı kemiği olan çatal kemiği ve elmacık kemiği kırılmış ve kaval kemiğimde çatlamıştı. Hatta kısaca bu kazadan sonra yaşadığım olayları anlatmadan geçmek istemiyorum.

(daha fazla…)